Polikistik Over Sendromu ve Beslenme

Paylaş:

Polikistik Over Sendromu

PCOS VE İNSÜLİN DİRENCİ

Polikistik over sendromu (PCOS); yumurtalıklarda irileşme ve birçok küçük kist oluşumu ile karakterize olup, üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan birisidir. PCOS; kadının adet düzenini, doğurganlığı, hormonlarını, kalbini, damarlarını ve hatta dış görünüşünü etkileyebilmektedir. Kadınların %15-20’sinde gözlenebilen PCOS’un günümüzde neden oluştuğu hala kesin olarak bilinmeyen bir durumdur.

PCOS Belirtileri

Adet olamama ya da gecikmeli- düzensiz adet

Kısırlık

Tekrarlayan düşükler

Tüylenmede artış

Erkek tipi saç dökülmesi gözlenmesi

Yüz, göğüs ve sırt bölgesinde ciltte yağlanma ve sivilce

Kilo problemleri; kilo alımı, hızlı kilo alıp kilo vermede zorluk yaşama

Depresyon ve ruh hali değişiklikleri

Uyku apnesi,

Yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon)

İnsülin direnci

Diyabet

Kalp hastalıkları

Polikistik Over Oluşumunda İnsülin Direncinin Etkisi

Henüz pato fizyolojik nedeni belli olmamakla beraber PCOS’lu kadınların %60-80 ‘inde insülin direnci görülür. Başlangıçta normal glukoz metabolizmasına sahip olan PCOS’luların %25’inde 3 yıl içinde anormal glukoz metabolizması gelişmiştir.

PKOS’ta insulin direnci obeziteden bağımsızdır ancak obezite insulin direncini potansiyelize eden bir faktördür.

İnsülin direnci olan insanlarda, kan şekerinin vücut hücrelerine girmesi daha zordur ve bu da yüksek düzeyde şekerin kanda birikmesine sebep olur. Kısa sürede, hücreler enerjisiz kalarak vücut olması gereken şekilde işleyemeyebilir. Hücrelerin içine daha fazla şeker alınmasını sağlamak için pankreas daha fazla insülin üretmeye başlar ve kanda daha yüksek insülin seviyeleri oluşur. Pankreas her zamankinden fazla çalışmaya başlar, kendini yorar ve bir süre yeterli insülini bile sağlayamayacak hale gelebilir.

Polikistik overli kişilerde insülin direnci oluşması sonucu de ortaya çıkan kandaki yüksek insülin düzeyleri yumurtalıklarda erkeklik hormonu (androjenler) üretimini arttırabilmektedir. Bu belirtiler adet düzensizliği, tüylenme ve sivilce gibi problemler ortaya çıkartmaktadır.

Özellikle kilo alımı insülin direncinin belirtilerinin şiddetini arttırmaktadır. Kanda yüksek bulunan insülin ancak medikal tedaviyle normale döndürülebilmektedir. Polikistik over sendromlu kadınlarda şeker hastalığı riski arttığı için yılda bir kez 75 gr şeker yükleme testi yapılması gerekmektedir.

İnsülin direncine neden olan en önemli faktör şişmanlıktır. Karın bölgesindeki yağların artması ve göbek çevresinin genişlemesi sonucunda insülin, kas, karaciğer ve yağ dokusunda etkisini yeterince gösteremez. İnsüline karşı bir direnç oluşur. Şişman kişilerde insülin direnci saptanmıştır. Zayıf kişilerde de insülin direnci olabilir fakat oranı daha düşüktür.

Her şişmanda diyabet olmaz, fakat şişman kişilerde diyabet riski 2-3 kat artar. Şişmanlık ve insülin direnci ayrıca hipertansiyon, kolesterol ve trigliserid yüksekliği gibi bazı hastalıklara da yol çar.

PCOS’de Beslenme Önerileri

PCOS’lu kadınlarda medikal tedaviye destek olarak genel beslenme alışkanlıkları ile yaşam şeklinin değiştirilmemesi ve fazla olan vücut yağ ağırlığının azalmaması sonucunda, hastalığın komplikasyonlarının uzun süreli önlenemediği bilinmektedir.

Ancak PCOS’un obezite, menstrual siklus bozukluğu, hiperkolesterolemi, hirşutizm, cilt ve iştah sorunları, artmış kan glukoz düzeyi ve hormon dengesizliği gibi tipik semptomlarının beslenme tedavisi ile düzeldiği yapılan çalışmalarla görülmüştür.

Diyet, egzersiz yapma alışkanlığı ve davranış tedavilerinin birlikte olduğu yaşam kalitesi ve yaşam şekli değişikliği tedavide uygulanacak ilk adımdır.

KARBONHİDRATLAR

Hastalığın en önemli komplikasyonu insülin direnci olduğu için, aslında beslenmenin en önemli kısmını karbonhidratın çeşidi ve miktarı belirler.

Bireyler kan şekerini dengede tutacak besinleri yani glisemik indeksi düşük besinleri tüketmeli, basit şekerlerden kaçınmalıdırlar.

Diyetin karbonhidrat içeriği günlük alınan enerjinin %55-60’ını oluşturmalıdır.

PCOS’lu bireylerde enerjinin %40’ını karşılayacak şekilde Gİ düşük karbonhidratlara yer verilmelidir. Besinlerin glisemik indeksinin düşük olması, insülin direncinin azaltılmasında, dolayısıyla tokluk hissinin oluşması ve acıkmanın gecikmesinde önemli rol oynamaktadır.

Geleneksel sağlıklı beslenme modeliyle düşük Gİ diyetin etkilerinin karşılaştırıldığı PKOS’lu ve şişman 96 kadın üzerinde yapılan bir başka çalışmada, diyetten önce ve sonra yapılan oral glukoz tolerans testinde (OGTT) düşük Gİ’li diyetle zayıflayan grubun değerlerinde geleneksel diyetle zayıflayan gruba göre anlamlı olarak düzelme ve adet düzenlerinde anlamlı bir iyileşme olduğu gösterilmiştir.

 

Düşük Glisemik İndeks

 

Tam tahıllı ekmek

Çavdar ekmeği

Karışık tahıllı ekmek

Arpa

Spagetti/noodle

Şehriye

Tam tahıllı makarna

Pirinç noodle

Esmer pirinç

 

Bulgur

Tatlı patates

Yer elması

Taze yeşil fasulye

Baklagiller

Nohut

Mercimek

Bezelye

Soya fasulyesi

 

Kuru fasulye

Barbunya

Kuru börülce

Kararmamış muz

Olgunlaşmamış ananas

Olgunlaşmamış mango

Portakal

Kiraz

Vişne

 

Erik

Greyfurt

Şeftali

Elma

Armut

Çilek

Böğürtlen

Karadut

Kuru mürdüm eriği

 

Taze üzüm

Taze kayısı

 

 

PROTEİNLER

Diyetin protein içeriğinin yüksek olması, tokluk sağlarken insülin duyarlılığını arttırmakta üreme ve endokrin işlevleri düzeltmektedir.

Ancak yüksek protein içerikli diyetlerin PCOS’ta kullanımına yönelik daha fazla araştırmaya gereksinme vardır.

Diyetin protein içeriği %15-20 olması önerilmektedir.

YAĞLAR

Diyetteki çoklu doymamış yağ asitlerinin artması insülin direncini azaltarak, kontrolsüz insülin salınımını engellemektedir. Bu da androjen salınımında azalma sağlamaktadır.

2017 yılında yapılan bir çalışmaya göre, PCOS’lu hastalarda çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin omega-3 yağ asidinin ek olarak alınması önerilmektedir.

Diyetin toplam enerjisinin %25-30’u yağdan, bunun %10’undan azı da doymuş yağlardan gelmelidir.

Yirmi beş obez PKOS’lu kadın üzerinde yapılan başka bir çalışmada, katılımcılara günlük 4 g omega-3 yağ asidi verilmiştir. Omega-3 alımının kan yağlarından trigliseridi, sistolik ve diyastolik kan basıncını istatistiksel olarak anlamlı şekilde azalttığı saptanmıştır

 

 

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar
src="js/revolution-slider/js/extensions/revolution.extension.layeranimation.min.js">-->